resim: Bryan Goff @bryangoffphoto

Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giymişti, ellerinde hurma dalları vardı. Yüksek sesle bağırıyorlardı:

“Kurtarış, tahtta oturan Tanrımız’a
Ve Kuzu’ya özgüdür!”

Bütün melekler tahtın, ihtiyarların ve dört yaratığın çevresinde duruyordu. Tahtın önünde yüzüstü yere kapanıp Tanrı’ya tapınarak şöyle diyorlardı:

“Amin!
Övgü, yücelik, bilgelik,
Şükran, saygı, güç, kudret,
Sonsuzlara dek Tanrımız’ın olsun!
Amin!”

Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: “Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?”
“Sen bunu biliyorsun, efendim” dedim.
Bana dedi ki, “Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir. Kaftanlarını Kuzu’nun kanıyla yıkamış, bembeyaz etmişlerdir. Bunun için,
“Tanrı’nın tahtı önünde duruyor,

Tapınağında gece gündüz O’na tapınıyorlar.
Tahtta oturan, çadırını onların üzerine gerecek.
Artık acıkmayacak,
Artık susamayacaklar.
Ne güneş ne kavurucu sıcak
Çarpacak onları.

Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu onları güdecek
Ve yaşam sularının pınarlarına götürecek.
Tanrı gözlerinden bütün yaşları silecek.”

- Vahiy 7: 9-17

Yüceltilmiş Olan Halk

Bu nedenle Tanrı’nın huzur diyarına girme vaadi hâlâ geçerliyken, herhangi birinizin buna erişmemiş sayılmasından korkalım. Çünkü onlar gibi biz de iyi haberi aldık. Ama onlar duydukları sözü imanla birleştirmedikleri için bunun kendilerine bir yararı olmadı. Biz inanmış olanlar huzur diyarına gireriz.

İbraniler 4: 1-3

Tanrının huzur diyarı nasıldır. Kutsal Kitaba baktığımızda Tanrı her zaman Seçmiş olduğu İsrail Halkı ile birlikteydi. Onları Mısır halkının köleliğinden ve zulmünden kurtardı. Bu vaat Hz. İbrahim’e senin soyunu süt ve bal akan diyara götüreceğim dedi. Ve mısırdan çıkardığı İbrahim’in soyunu vaat ettiği diyara götürürken Rab Tanrı her zaman halkıyla birlikteydi. Ama Halk Tanrı’nın sözlerine vaatlerine bağlı kalmadı ve birçokları çölde öldü ve mahf oldu. Bundan sonra Rab halkına yeni bir yol açtı, Oğlu İsa Mesih aracılığıyla ona iman eden Onun kanıyla yıkanıp temiz kılınan ve bu dünyanın yozlaşmasından imanla özgür olan kişi tekrar Tanrı’nın huzur diyarına girecektir bu vaat İsa Mesih’in ikinci gelişine kadar geçerlidir. Kutsal kitap bunu bizlere gösterir.

Şimdi Kutsal Kitabımızdan Vahiy 7,9-17 açalım.

9. Ayet Yuhanna cennete yükseltildiğini ve Tanrı’nın ona yücelik sırlarını açtığını görüyor. Dünyanın dört bir yanından gelmiş olan muhteşem bir insan kalabalığı vardır. Sadece tek bir ulus ya da halk yoktu. Her ulustan, her oymaktan, her halktan ve her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık vardı. Ve tahtın ve Kuzu’nun önünde duruyorlardı. Tüm Uluslardan İsa Mesih’e iman edenler toplanmıştı. Hepsi de beyaz kaftanlar içinde Tanrı’nın tahtının yanında ellerindeki hurma dallarını sallayarak Tanrı’yı yüceltmekteydi. Bu arada beyaz kaftan neyi simgeliyor? Bu İsa Mesih’in kanı aracılığı ile gelen aklanmayı simgeliyor.

Ayrıca bu Metne baktığımızda İhtiyarlardan söz ediyor. Bu ihtiyarlar kimlerdir? Tam olarak bilmiyoruz ama Tanrı’nın önünde huzurunda imanlıları temsil eden insanları ya da Tanrıya tapınan ve hizmet eden melekleri simgeliyor. (4:9-11 5:5-14 7:11-17 11:16-18 14:3 19:4) olabilir.

Vah.4: 4’te Tahtın çevresinde yirmi dört ayrı taht vardı. Bu tahtlara başlarında altın taçlar olan, beyaz giysilere bürünmüş yirmi dört ihtiyar oturmuştu.diye yazıyor

Va.19: 10 da Ona tapınmak üzere ayaklarına kapandım. Ama o, “Sakın yapma!” dedi. “Ben de senin ve İsa’ya tanıklığını sürdüren kardeşlerin gibi bir Tanrı kuluyum. Tanrı’ya tap! Çünkü İsa’ya tanıklık, peygamberlik ruhunun özüdür.” Yuhanna bu ihtiyarlardan biri ile konuşuyordu.

Ihtiyarlardan biri Yuhanna’ya şunu sordu: “Beyaz kaftan giyinmiş olan bu kişiler kimlerdir, nereden geldiler?” Yuhanna ise “Sen bunu biliyorsun, efendim” diye yanıtlıyor. Bu yanıtla Yuhanna saygılı bir biçimde onların nereden geldiğini ve kim olduklarından emin olmadığını söylüyor. Yuhanna’nın kimliğinden emin olmadığı bu insanlar konusunda aslında yeterli derecede ipucuları vardı.

Bir kere sayıları aşırı derecede fazlaydı, yani sayısızdılar. Yuhanna hiç böylesi bir farklı etnik kökenden oluşan bir insan kalabalığı görmemişti. Bu insanlar Rabbe övgüler sunuyorlar ve ellerindeki hurma dallarını sallıyorlardı. Ellerinde ki hurma dalları kraliyete ait bir zaferi simgeliyordu. Yani açıkça bir galibiyeti kutladıklarını belli oluyorlardı. Mısır’dan çıkışın veya çöl yolculukları boyunca Tanrının İsraillilere yaptığı iyiliklerin kutlandığı şenliklerde kullanılırdı.

Yedinci ayın on beşinci günü, topraklarınızın ürünlerini devşirdiğiniz zaman RAB için yedi gün bayram yapacaksınız. Birinci ve sekizinci gün dinlenme günleri olacak. İlk gün meyve ağaçlarının güzel meyvelerini, hurma dallarını, sık yapraklı ağaç dallarını, vadi kavaklarını toplayıp Tanrınız RAB’bin önünde yedi gün şenlik yapacaksınız. Bunu her yıl yedi gün RAB’bin bayramı olarak kutlayacaksınız. Kuşaklar boyunca sürekli bir yasa olacak bu. Bayramı yedinci ay kutlayacaksınız.

Levililer 23: 39-41

Ayrıca İsa sıpa üzerinde Kudüs’e yani Yeruşalim’e girerken halk ellerine hurma dallarıyla bekliyorlardı.

Ertesi gün, bayramı kutlamaya gelen büyük kalabalık İsa’nın Yeruşalim’e gelmekte olduğunu duydu. Hurma dalları alarak O’nu karşılamaya çıktılar. “Hozana*! Rab’bin adıyla gelene, İsrail’in Kralı’na övgüler olsun!” diye bağırıyorlardı.
İsa bir sıpa bulup üzerine bindi. Yazılmış olduğu gibi,
“Korkma, ey Siyon kızı!
İşte, Kralın sıpaya binmiş geliyor.”

Yuhanna 12:12-15

Burada Vahiy kitabında da Yuhanna’nın anlatımında da aynı şeyi okuyoruz veya görebiliyoruz halk Yüksek sesle bağırıyorlardı. “Kurtarış, taht üzerinde oturan Tanrımıza ve Kuzu’ya özgüdür” diye, Bütün bu ipuçlarından Yuhanna’nın bu kişilerin Tanrı’nın yüceliğe kavuşturduğu yeni halkı olduğunu anlaması gerekirdi. Sayısızdılar. Çünkü: Tanrı insanlarının göklerdeki yıldızlar gibi sayısız olacağını bildirmişti. Dünyanın Her yerden gelmişlerdi. Çünkü Kurtuluş mesajı herkes içindi. Çok farklı kültür ve soylardan gelmiş olan insanlar Tanrı’nın tahtının çevresinde toplanmışlardı. Çünkü Yüceliğe erişmişlerdi. Yuhanna’nın gördükleri, azadlık yani özgürlük bedelleri ödenmiş, kurtulmuş ve yeniden dirilmiş olan Tanrı’nın insanlarıydı. Burada Kuzu Kimdir? Kuzu İsa Mesih’tir.

Vahiy 5:9’da şöyle yazıyor Yeni bir ezgi söylüyorlardı: “Tomarı almaya, Mühürlerini açmaya layıksın! Çünkü boğazlandın ve kanınla her oymaktan, her dilden, Her halktan, her ulustan İnsanları Tanrı’ya satın aldın.

İsa Mesih Çarmıha gerildiğinde bunu gerçekleştirmiştir. Bizleri Çarmıhta akıttığı kanla satın almıştır. Bizler hiçbir bedel ödemedik çünkü Tanrı’nın kurtarışı karşılıksızdır.

Sadece yapmamız gereken Çarmıha gerilirken kuzu gibi sesiz kalan ve günahlarımızın cezasını kanı aracılığı ile ödeyen İsa Mesih’e iman etmek gerekir. İsa Mesih’e İman etmeyen kişiler Halklar Uluslar İnsanlar İsa ya baktıklarında ne görüyorlar Onun hakkında ne söylüyorlar. düşünün Sıradan bir insandı, O bir Peygamberdi, O iyi Bir Vaizdi, O İyi bir Öğretmendi, Bazıları ise O bir yalancıdır diyor. Insanlar dünyasal bakıyorlar. Ama Bizler Bu Ayetlere baktığımızda rab İsa’yı nasıl görüyoruz. Her şeyde yetkili olan O dur. SONRAKİ AYETLERİ OKURSAK ANLAYABİLİRİZ. 9-14 ayetler Biz imanlılar İsa Mesih’in rab ve kurtarıcı olduğunu imanla anlıyoruz ve bunu kutsal Ruh bize açıklıyor. Kutsal kitapta okuyoruz.

Şimdi metne dönelim. 11-12 ayet: “Bütün melekler, tahtın, ihtiyarların ve dört yaratığın çevresinde duruyordu. Tahtın önünde yüzüstü yere kapanıp Tanrıya tapınarak şöyle diyorlardı: “Âmin. Övgü, yücelik ve bilgelik, şükran ve saygı, güç ve kudret, sonsuzlara dek Tanrımızın olsun. Âmin.”

Göksel bütün varlıklar yüzüstü yere kapanıp Rabbe tapınıyorlar. Buradaki insanlar kurtuluş mesajını almış olan bizleriz. Tanrı’ya övgü, şükran, onur ve güç sunan seslerimiz keruvların ve serafların seslerine karışmakta ve hep birlikte Tanrı’ya, Oğlu İsa Mesih aracılığıyla bize sunmuş olduğu kurtuluş armağanı için yücelik sunmaktayız.

Sonraki 14 ayet “Bana dedi ki, “Bunlar, o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir. Kaftanlarını Kuzu’nun kanında yıkamış bembeyaz etmişlerdir.” Burada bize, bu insanların Mesih’in çarmıhtaki kanıyla aklanıp lütufla kurtuluşa erişmiş oldukları tekrarlanmaktadır.

Bu kişiler dünyada yaşarken sıkıntılarından kurtarılmamışlardır. Aksine sıkıntılar çekerek kurtuluşa erişmişlerdir. Kurtuluş mesajını alan herkes bu insanların arasındaki yerini alacaktır. Tanrıda Yücelik vardır. Bu gerçek şu andaki durumumuz ne olursa olsun, yani acı ve sıkıntılardan geçmekte olsak bile bizlere cesaret ve huzur vermelidir. Sıkıntılarımız geçici bir süre içindir ancak sevincimiz sonsuza dek sürecektir. Şu andaki durumumuza bakıp da günün birinde yüceltileceğimiz fikri pek inandırıcı gelmeyebilir. Oysa İncil’de anlatılan gerçek budur. “Bizler topraktan olana nasıl benzer idiysek, göksel olana da benzeyeceğiz.” (l.Korintliler 15:49) Yani, İsa Mesih’in görkemi ve yüceliğine benzer bir muhteşemliğe sahip olacağız. Bu yücelik bizlere İsa Mesih’in ikinci kez gelişinde açıklanacak. “Rab’bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce güneş kararacak, ay da kan rengine dönecek. O zaman Rab’be yakaran herkes kurtulacaktır. ” (Elçilerin İşleri 2:20-21) Nasıl yeniden dirilip yüceltildiyse bizler de onun gibi yeniden diriltilerek, yüceltileceğiz. Bu işte etkin olacak Tanrı’nın Kutsal Ruhu ‘dur.

Mesih İsa’yı ölümden dirilten Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, Mesih’i ölümden dirilten Tanrı, içinizde yaşayan Ruhuyla ölümlü bedenlerinizede.Yaşam.Verecektir.

Romalılar 8:1

Tanrı, önceden bildiği kişileri, Oğlu’nun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeşler arasında ilk doğan olsun. Tanrı, önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdığı kişileri akladı ve akladığı kişileri yüceltti.

Romalılar 8:29-30

Aslında yüceltilme sürecimiz şimdiden başlamıştır. Mesih’in bizlerde olduğu gibi, bizler de Mesih’teyiz ve O’nun yüceliğini yansıtmaya başladık bile. Bu muhteşem değişim İsa Mesih ile yüz yüze karşılaşmamızla gerçekleşecektir. İsa Mesih bizim, bir gün O’nu tüm Yüceliğiyle görmemizi çok istiyordu. Şöyle söylüyor İsa:

Baba, bana verdiklerinin de bulunduğum yerde benimle birlikte olmalarını ve benim yüceliğimi, bana verdiğin yüceliği görmelerini istiyorum. Çünkü dünyanın kuruluşundan önce sen beni sevdin.
Yuhanna 17:24

Bu Kutsal harika görüntüyle karşılaşmanın sonucunda, İsa Mesih’e iman etmiş ve kendisini Rab ve kurtarıcı olarak seçmiş ve kendisini vaftizle İsa Mesih’e teslim etmiş herkes, İsa Mesih’in kendisi gibi bir yüceliğe sahip olacaktır.

“Sevgili kardeşlerim, daha şimdiden Tanrı’nın çocuklarıyız, ama ne olacağımız henüz bize gösterilmedi. Ne var ki, Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz. Çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz. ” (1. Yuhanna 3:2)

İlk başta Âdem ve Havva ile Aden bahçesindeyken, Tanrı’yla aramızdaki o sımsıkı ilişkimize tekrar geri döneceğiz. İsa Mesih ile karşılaştıktan sonra Tanrı’nın bizi yaratırken amaçladığı o ilk halimize benzeyeceğiz. Yani görkemli Oğlunun yüce benzerliğine sahip olacağız. İsa Mesih kendi kutsalları ve O’na iman etmiş olanlar arasında yüceltilmek üzere gelecektir. O muhteşem gün geldiğinde, yerdeki ölüler gökteki yaşayanlarla buluşmak üzere yukarı kaldırılacak ve Tanrı insanlarının hepsi aynı anda, bedence ve ruhça yüceltileceklerdir. Sadece bununla kalınmayacak,” Vahiy 7 bölümde cennette sahip olacağımız üç harika özellikten söz edilmektedir. Beyaz giysilerimiz, parlak ve temiz ince ketenden oluşan yepyeni giysilerimiz. Giysilerimizdeki beyazlık ve paklık Mesih’in, yani dünyanın günahının Kuzu’nun kanıyla yıkanmış olmalarından kaynaklanmıştır. “Günahlarınız sizi kana boyamış bile olsa kar gibi ak pak olacaksınız, elleriniz kımız böceği gibi kızıl olsa da yapağı gibi bembeyaz olacaksınız.” (Yeşaya 1:18) . Bu dünyadaki insanlar beş özel günde beyaz giyerlerdi.

  1. Romalı köleler azad edildiklerinde özgürlüğe kavuşmalarını sembolize eden beyaz bir giysi giyerlerdi.
  2. O tarihte gelinler düğün günü saf ve temizliklerini ifade eden beyaz gelinlik giyerlerdi. Bugünde gelinler saf ve temizliğin ifadesi olarak beyaz giyiyorlar.
  3. Savaşta galip gelenler başlarında defne yapraklarından oluşan taçlar ve beyaz giysileriyle kentte zafer turu atarlardı.
  4. Dini tören ve bayramlara katılan kişiler beyaz giysiler giyerdi.
  5. Tapınaktaki Yahudi rahipler Tanrı’nın kutsal görevi için ayrılmış olduklarını simgeleyen beyaz kaftan giyerlerdi.

Kuzunun kendisi gibi lekesiz çıkacağız ve lekeli giysilerimizi çıkarıp atıp, O’nun el değmemiş giysilerini mükemmel doğruluğunu giyerek Tanrı’yı yücelteceğiz:
Rab ‘de büyük sevinç bulacağım Tanrımla yüreğim coşacak Çünkü çelenkle süslenmiş güvey gibi Takılarını kuşanmış gelin gibi Bana kurtuluş giysisini giydirdi Beni doğruluk kaftanıyla örttü. (Yeşaya 61:10)

Cennette sahip olacağımız özelliklerden biri de Kutsal görevimiz olacağıdır. Cennetteki başlıca görevimiz Tanrı’yı yüceltmek olacaktır.
“Bunun için, “Tanrı’nın tahtının önünde duruyor, O’nun tapınağında gece gündüz O’na tapınıyorlar. Taht üzerinde oturan, çadırını onların üzerine gerecektir.” (Vahiy 7:15)

O’na tapıp O’nu yücelteceğiz, çünkü lütfuyla kurtulmuş bulunuyoruz. Yücelik sunularımızın ve tapınmamızın merkezinde ise cennetin tam ortasındaki tahtında oturan Tanrı bulunmaktadır.

Büyük kalabalık O’nun karşısında durmaktadır. Melekler, ihtiyarlar ve ayaklarında kapanmış olan dört yaratık tahtının çevresindedir. Bizler yüceliğe eriştiğimizde Tanrı’nın tahtı önünde durup, O’na ve Kuzuya yücelik sunacağız. Şimdi ki yaşamımızda bu yüceliği kilisede bir ölçüde sunuyoruz. Ancak sorun tapınmaktan kısa zamanda sıkılıyoruz. Elimizden gelenin en fazlası, O’na bir saatlik bir yücelik sunmak oluyor. Ancak yüceltildiğimizde durumumuz şimdikinden farklı olacak, bir kez yüceliğe sahip olursak yorulmadan sürekli Tanrı’ya tapınmak kapasitesine sahip olacağız. Belki de cennette sürekli ilahi söyleyeceğiz.

Cennette sahip olacağımız üçüncü özellikse Sonsuz sevincimiz olacağıdır:

15-17 Ayetler “Bunun için, “Tanrı’nın tahtının önünde duruyor, O’nun tapınağında gece gündüz O’na tapınıyorlar.” Taht üzerinde oturan, çadırını onların üzerine gerecektir. Artık acıkmayacak, artık susamayacaklar. Ne güneş ne de kavurucu bir sıcaklık onları çarpacak.

Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu onları güdecek ve yaşam sularının pınarlarına götürecek. Tanrı onların gözlerinden bütün yaşları silecektir.” Bu ayetlerin çoğu Eski Antlaşmadaki Tanrı’nın vaatlerinden alınmıştır. “Çadır”, sözcüğü Mısır’dan çıkışa dek uzanan ve Tapınağın içindeki Tanrı’nın yüceliğini ifade eden Çardak’ı işaret etmektedir.

Sonra Rab Siyon dağının her yanını, orada toplananların üzerini gündüz bulutla, gece dumanla ve parlak alevle örtecek. Yüceliği onların üzerinde bir örtü olacak. Bu, bir çardak, gündüzün sıcağına karşı gölge, yağmura fırtınaya karşı sığınak ve korunak olacaktır.

Yeşaya 4:5-6

Tanrı’nın Yüceliği bizleri her türlü kötülükten, hastalıktan ve zarardan koruyacaktır. Cennette ne açlık ne susuzluk olacaktır. Yeşaya’nın peygamberliğinde bundan söz edilmektedir. “Acıkmayacaklar, susamayacaklar. Kavurucu sıcak ve güneş çarpmayacak onları. Çünkü onlara merhamet eden kendilerine yol gösterecek ve onları pınarlara götürecek.” (Yeşaya 49:10)

Yuhanna’nın bu görümü tüm halkını koruyucu çardak gibi örten ve onların her ihtiyacını karşılayıp onları her türlü kötülükten koruyan Tanrı’nın yüceliğidir. Bu görüntü açlık ve susuzluk çölünde yürüyen bizlerin de ümit ve esenlik kaynağıdır. Cesaretimizi yitirmeyelim.

Tanrı, halkını vaat edilen topraklara güven içinde ulaştıracaktır. Orada tüm gereksinimler cevaplandırılacak, tüm dilekler yerine gelecektir. İsa Mesih’in bizlere vaadini hatırlayalım: “Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Onlar doyurulacaklar.” (Matta 5:6)

Geleceğe dair en güzel vaat ise Kuzu ile birlikte yaşayacak olmamızdır. Yani Mesih ile birlikte bizi Kurtaran Tanrı’ya doğrudan ulaşabileceğiz. “Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu onları güdecek.” İşte ancak o zaman Davut’un Memurdaki sözlerinin gerçek anlamını bileceğiz: 23,1 “Rab çobanımdır. Eksiğim olmaz.” Cennetin tüm bu muhteşem vaatleri halen sıkıntı çekmekte olan biz insanlar içindir. En sonunda gözlerdeki yaşlar silinecek. Cennette ağlamak için bir neden olmayacak. Çünkü orada ne günah ne acı ne ölüm ne de keder vardır. Ancak bizler hala denenmelerden ve sıkıntılardan geçmekteyiz. Acılarımızdan geçip yüceliğe kavuşunca öyle görünüyor ki, gözlerimiz yaşlarla dolu olacaktır. Orada Babamız bizi bekleyecek, yanağımıza dokunarak gözyaşlarımızın son damlasını da silecektir. Tanrı’nın Kurtuluş mesajı bizlere en sonunda günahtan tüm açılarıyla birlikte hepten kurtulacağımızı bildirmektedir.

Yeşaya’nın vaadinde olduğu gibi: “Egemen Rab bütün yüzlerden gözyaşlarını silecek.” Yeşaya 25:8 Bunun üzerine bizler de hep birlikte Tanrıya yüceliklerle sesleneceğiz:

İşte Tanrımız budur.
O’na umut bağlamıştık, bizi kurtardı.
Rab O ‘dur. O ‘na umut bağlamıştık.
O’nun kurtarışıyla sevinip, coşalım.

Yeşaya 25:9